ESKİŞEHİR İL MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

“İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü” Programı Gerçekleştirildi

“İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü” Programı Gerçekleştirildi

Eskişehir Valiliği ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından “İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü” programı düzenlendi.

Eskişehir Eti Sosyal Bilimler Lisesi organizasyonunda gerçekleştirilen programa; Vali Güngör Azim Tuna, Vali Yardımcısı Günhan Yazar, Tepebaşı Kaymakamı Salih Keser, İl Jandarma Komutanı J.Alb. Uysal Ağaoğlu, İl Emniyet Müdürü Mustafa Şahin, İl Milli Eğitim Müdürü Necmi Özen, kamu kurum amirleri, askeri erkân, öğretmenler ve öğrenciler katıldı.

Program, Saygı Duruşunun ardından okulun öğrenci korosu tarafından okunan İstiklal Marşımız ile başladı. Daha sonra günün anlamını belirten bir konuşma yapan Vali Tuna, “Bu anlamlı günde, İstiklal Marşı şairimizin bizlere hitap ettiği gibi hitap etmek istiyorum” diyerek:

“Siz Kıymetli Şehit Oğulları,

Yalnız şunu özellikle ifade etmek isterim ki bu hitaptaki Türkçe bir kelime olan ve aslında kız-erkek bütün evlatları kasteden “oğul”; cephedeki askerden itibaren kadınıyla erkeğiyle ordu-millet olan Türk milletinin tamamıdır” şeklinde ifadelerini kullandı. 

Mehmet Akif Ersoy’un, İstiklal Marşı’nda “yurdumun üstünde tüten en son ocak sönmeden” ifadesini de bu bakımdan boşuna kullanmadığını bildiren Vali Tuna, anlam ve duygu yüklü konuşmasına şöyle devam etti:

“Ocağın bütün fertlerinin vatan borcunu ödemeleri yönünde bir davettir İstiklal Marşı. Millî Mücadele’nin bütün şiddetiyle devam ettiği, Batılı devletlerin son teknoloji ile silahlandırdığı Yunanlıların Anadolu içlerine kadar yürüdüğü; Birinci İnönü Muharebesi, iç isyanlar ve bunların bastırılması gibi olayların yaşandığı, taş üstünde taş, baş üstünde baş kalmadığı bir ölüm kalım savaşının en kanlı devresindeydi millet.  İşte tam da bu noktada İstiklal Marşı, aziz milletimizin kederi ve kaderini kayıt altına almıştır. Çünkü hayasızca bir akına; vatanımızı çelik zırhlı medeniyetle boğmaya çalışan, mabetlerimizin göğsüne değen namahrem ellere şahit olmuştuk milletçe. Diğer taraftan İstiklal Marşı kederimizin bir ifadesi olduğu gibi, aynı zamanda kaderimizin de bir ifadesidir. Öyle ki ezelden ebede uzanan zaman çizgisinde hür olmanın;  aziz milletimizin kaderinde yazılı olduğunu dik bir duruş ve gür bir sesle -âdeta kükreyerek- ifade eden şu dizeleri, ruhunun vahyiyle duyarak ve bir gece birden uyanıp kâğıt bulamaması üzerine ilk olarak Taceddin Dergâhı’nın duvarlarına şöyle kazımıştır şair: 

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner aşarım;

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Sevgili Gençler,

İstiklal Marşı’nda da kayıt altına alındığı üzere bütün dünyaya meydan okuyarak aziz vatanın namus ve onurunu Millî Mücadele’de nasıl çiğnetmediysek; 2023 vizyonuna emin adımlarla yürüyen, güçlü bir Türkiye olarak şimdi de aynı onurlu duruş ve kararlılıkla terörle mücadele edeceğiz. Bu anlamlı gün vesilesiyle bu kararlılığımızı, eksilmeyen bir azim ile bir kez daha tekrarlıyoruz. Bastığımız yerler toprak değildir, her karışında şehitlerimizden bir parça mevcuttur. Bu bakımdan bu topraklardan tek bir santimi dahi feda etme, gözden çıkarma hakkına sahip değiliz. Nitekim İstiklal Marşı’nda da ifade edildiği gibi “Hakk’a tapan bir millet” olarak hilale kurban olmayı helal bilmekte ve şehitliği, makamların en yücesi görmekteyiz.“

Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini teşkil edecek olan gençlere de seslenen Vali Tuna,  şunları söyledi:

“Büyük bir heyecan ve onurla ezberlediğimiz, inanç ve değerler dünyamızın anahtar kelimelerinin bulunduğu Millî Marşı’mızı iyi analiz etmeliyiz.  Yine değerlerimizin ete kemiğe bürünmüş hâli olan merhum Mehmet Akif Ersoy’u rol model edinmemiz; değerlerimizin hayat bulması noktasında önem arz etmektedir. 

Türk’ün ateşle imtihanında İstiklal Marşı ile milletinin ruhuna tercüman olan Akif’e hasretiz. “Cânı, cânânı” terk edip bu ateşin tam da kalbine düşerek Millî Mücadele’nin manevi lideri olan Akif’e hasretiz. İstiklal Marşı; milletin meclisinde alkışlarla okunurken mahcubiyetinden iki büklüm oluşuna ve onu meclis salonundan dışarıya çıkaran tevazusuna hasretiz. Milletinin Marşı’nın parayla yazılamayacağının idraki ve heyecanıyla; paraya çok ihtiyacı olduğu hâlde, hatta kışın ayazında ödünç palto ile dolaştığı hâlde; Marş’a konulan ödül parasına el uzatmayan Akif’in o tertemiz niyetine hasretiz. Hatta “Akif Bey, şu mükâfatı reddetmeyip de kendine bir palto alsaydın” diyenlere gücenen o güzel gönlüne hasretiz. “Üç buçuk soysuzun arkasında zağarlık yapmayan, aldırmadan geçemeyeceğini” söyleyen Akif’in doğruluğuna, hakikatin sözcüsü oluşuna hasretiz. Aslında ondan çok, onun şahsında, temsil ettiği değerlere hasretiz.

Vefanın kelime anlamının bile unutulmaya yüz tuttuğu günümüzde; onun, dostları karşısında vefalı duruşuna hasretiz. 1910’da Hasan Tahsin vefat edince üç çocuğunun bakımını üstlenir Akif. Zira Baytar Mektebinde iken karşılıklı anlaşmışlar ve hayatta kalanın daha önce ölenin ailesine bakacağına dair birbirlerine söz vermişlerdir. Dostuna daha mektep yıllarında verdiği sözün sorumluluğunu taşıyan şairimiz;  günümüzde eşine az rastlanan bir vefa örneği olmuştur. 

Verdiği vaazlarla, yazdığı şiirlerle, yaşadığı müddetçe Asr-ı Saadet’i işaret eden Mehmet Akif; rol modeli Hz. Peygamber’ini örnek alarak; onun gibi yüreklere ümit ışığı olmuştur. Sevr Antlaşması’na göre mağara oyuğuna benzeyen ve dar bir alana sıkışıp kalan milletini; tıpkı Sevr mağarasındaki Peygamber’i gibi “Korkma, üzülme” diye teskin etmiştir. 

Akif’in Sevr Antlaşması karşısındaki net duruşunu Atatürk de takdir etmiş ve demiştir ki: “Sevr Antlaşması’nın memleket için ne kadar feci bir idam hükmü olduğunu Sebilürreşad kadar hiçbir gazete memlekete yayamadı. Manevi cephemizin kuvvetlenmesinde Sebilürreşad’ın büyük hizmeti oldu.” Akif’in, arkadaşı Eşref Edib’le birlikte çıkardığı bir dergi olan Sebilürreşad, Millî Mücadele’ye verdiği destekle, onun bir yayın organı olmuştur. Anadolu’nun dört bir tarafına dağıtımı sağlanarak millî birliğin sağlanmasında önemli hizmetlerde bulunmuştur. “

Vali Tuna, sözlerinin sonunda ise bu vatan uğruna canların veda eden herkesi anarak şöyle bitirdi:

“Bu anlamlı gün vesilesiyle istiklalimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, onunla gönül birliği eden silah arkadaşlarını, bu cennet vatanın uğruna canlarını feda etmiş aziz şehitlerimizi, birlik ruhumuzun manevi cephesini İstiklal Marşı ile taçlandıran Mehmet Akif Ersoy’u rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz. Hepinizi en kalbi hislerle selamlıyor, saygılar sunuyorum.” 

Eti Sosyal Bilimler Lisesi Okul Müdürü Hüseyin Okur da yaptığı konuşmada, İstiklal Marşı’nın inanan ve inanmayanların “ümit”le birbirinden ayrıldığı, ateşten gömlek giydiğimiz bir dönemde bile geleceğe ümitle bakan; iman, ümit ve sebat telkin eden milli bir beyannamesi olduğu söyledi.

Konuşmaların ardından okulun öğrencileri Alp Tuna “Mehmet Âkif” adlı şiiri, Gülşen Erol da “İstiklâl Marşı’na” adlı şiiri okudu. Daha sonra Eti Sosyal Bilimler Lisesi Edebiyat Öğretmeni Feride Turan “Bir Dava Adamı Mehmet Âkif Ersoy” konulu konuşmasını gerçekleştirdi.  

Edebiyat Öğretmeni Feride Turan, "Dava Adamı Kime Denir" sorusundaki cevabın Akif´in şahsında, yaşantısında saklı olduğunu, Millî Şair´in eserlerinden ve hayatından örneklerle açıkladı. Akif´in; dosdoğru bir yol üzerinde hakkıyla iman etmiş bir kul olarak ahirete uzanan bir vizyonla kelamı ve kalemiyle milletini uyardığını ifade eden Turan, sözlerini şöyle tamamladı: "Sessiz yaşadım, diyor Akif. Yalansız riyasız, gösterişten azade yaşanmış bir ömürden sonra İstiklal Marşı´mızdaki duaya ´Âmin!´ diyen Asım´ın Nesli; Akif´in sesi olacaktır." 

Daha sonra okulun öğrencilerinden Üsame Baş “İstiklâl Marşı’nı Dinlerken” isimli şiiri okudu. Mehmet Akif’in Safahat’tan seçilmiş mısralarının öğrencilerden tarafından okunmasıyla devam eden program,  Milli Eğitim Bakanlığı tarafından  “Bir Dava Adamı Mehmet Âkif Ersoy” konulu kompozisyon yarışmasında dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verilmesiyle sürdü. Yarışmada dereceye giren öğrencilere ödüllerini Vali Tuna verdi.

Öğrencilere ödüllerini veren Vali Tuna, “Gençlerimiz ülkemizi en ileri noktalara götürecekler. Onlara güveniyor ve inanıyoruz” dedi. 

Kurtuluş Savaşı sürecini yaşamış bir bireyin okul öğrencileri tarafından canlandırılmasının ardından program, Eti Sosyal Bilimler Lisesi Edebiyat Öğretmeni Bilal Akan’ın İstiklâl Marşı’mızın yazılış süreci ve tamamını okunması ile son buldu.

13-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-201613-03-2016

Büyükdere Mahallesi Atatürk Bulvarı No247 26040 ESKİŞEHİR - 0 222 239 72 00

MEB © - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik, Kullanım ve Telif Hakları bildiriminde belirtilen kurallar çerçevesinde hizmet sunulmaktadır.